Karanlıktan Umuda: Bir Gönüllü Arama Kurtarma Yolculuğu
Bazı deneyimler insanın hayatını sessizce ama kalıcı biçimde değiştirir. 6 Şubat depremleri, Türkiye için olduğu kadar birçok birey için de böyle bir kırılma noktasıydı. O gün, yalnızca şehirler değil; alışkanlıklar, öncelikler ve sorumluluk duygusu da yerinden oynadı.
Deprem anında Kahramanmaraş’tan uzakta olmak, binlerce insan gibi derin bir belirsizlik ve çaresizlik hissini beraberinde getirdi. Kesilen iletişim, ulaşılamayan yakınlar ve saatlerce süren bekleyiş, afetin yalnızca fiziksel değil, psikolojik etkilerini de görünür kıldı.
Deprem anında enkazın altında değildim; ama sevdiklerimin akıbetini bilmeden beklemek de başka bir tür enkazdı.
Depremzede olmak bazen bir binanın içinde değil, bir telefonun diğer ucunda çaresizce beklemektir.
Aileye ulaşmanın verdiği rahatlama ise tek başına yeterli değildi. Geride kalan güçlü bir duygu vardı: Daha fazlası yapılabilir miydi?
O gün evim ayaktaydı ama içimdeki güven duygusu yerle bir olmuştu. Güvende olmak, her şeyin yolunda olduğu anlamına gelmiyordu.
Bu soru, zamanla kişisel bir sorgulamadan kolektif bir sorumluluk bilincine dönüştü. Afetlere hazırlıklı olmanın, yalnızca profesyonel kurumların değil; bireylerin, kurumların ve toplulukların ortak görevi olduğu fikri güç kazandı. Arama kurtarma kavramı, teorik bir bilgi olmaktan çıkıp öğrenilmesi ve paylaşılması gereken hayati bir yetkinlik alanına dönüştü.
Bu yüzden gönüllülük, benim için bir tercih değil; depremzede olmanın getirdiği sessiz bir yükümlülük haline geldi.

Kurumsal Dayanışmadan Gönüllü Güce
Bu farkındalık, Gürok Grup bünyesinde somut bir harekete dönüştü. Gürok Akademi Eğitim ve Gelişim Müdürü Emrah Altuntecim’in liderliğinde kurulan Gürok Grup Gönüllü Arama Kurtarma Ekibi, kısa sürede farklı şehirlerden gönüllüleri bir araya getiren güçlü bir yapı haline geldi. Kütahya, İstanbul, Burdur ve Antalya’dan 130 gönüllünün katılımıyla şekillenen ekip; afetlere hazırlık, müdahale ve destek konularında sistemli bir gelişim yolculuğuna başladı.
Son altı ayda atılan adımlar bu yolculuğun temel taşlarını oluşturdu. AFAD tatbikatına katılım, ekip özelinde alınan ilk yardım eğitimleri, online ve yüz yüze gerçekleştirilen seminerler ve toplantılar, gönüllülüğü plansız bir refleks olmaktan çıkarıp disiplinli bir kapasite geliştirme sürecine dönüştürdü.
Hazırlık, afet anında değil; çok daha önce başlayan bir sorumluluktu.
Türk Japon Vakfı himayesinde düzenlenen Afet Çalıştayı, farklı disiplinlerden uzmanlarla bir araya gelme fırsatı sunarken; Afet Dayanışma Ağı ve Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen Amatör Telsiz Lisansı Eğitimleri, afet anlarında kesintisiz iletişimin stratejik önemini pekiştirdi. Motorize Arama Kurtarma ekipleriyle kurulan temaslar ve Arama Kurtarma Fuarı’nda Türkiye’nin önde gelen ekipleriyle yapılan görüşmeler, ekipman, organizasyon ve saha pratiği açısından önemli bir perspektif kazandırdı.
Kütahya Organize Sanayi Bölgesi’nde konumlanan afet konteynerinin periyodik kontrollerinin başlatılması, İstanbul ve Antalya ekiplerinin güçlendirilmesi ve deneyimli arama kurtarmacıların mentorluk desteği, bu yapının sürdürülebilirliğini destekleyen adımlar arasında yer aldı.
Afetle Sınırlı Olmayan Bir Yaklaşım
Gürok Grup Arama Kurtarma Ekibi’nin yaklaşımı yalnızca afet anına odaklanmıyor. Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleştirilen ağaç dikim etkinliği, bu bakış açısının somut bir yansıması oldu. Kütahya’da 50 gönüllüyle dikilen 670 fidan, yalnızca doğaya değil; dayanışma kültürüne de yapılan bir yatırım olarak görüldü.
Bazı yaralar zamanla kapanır; bazıları ise insanı başkaları için sorumluluk almaya iter.
2026 yılına girerken Orman Yangınlarına Müdahale Eğitimi alınması da bu bütüncül yaklaşımın devamı niteliğinde. Yeni dönemde ekip, afet hazırlığının yanı sıra çalışanlar için trekking etkinlikleri, seminerler ve çevre temizliği organizasyonları planlıyor. Amaç; gönüllülüğü kriz anlarıyla sınırlamayan, hayatın her alanında toplumsal fayda üretmeyi hedefleyen bir kültür inşa etmek.
Koşan Tarafta Olmak
Her afet, geride sorular bırakır. Ancak bazı sorular zamanla yön tayin eden kararlara dönüşür. Bugün gelinen noktada, beklemeyi değil hazırlıklı olmayı; seyirci kalmayı değil sorumluluk almayı seçen bir gönüllü yapıdan söz ediyoruz.
Çünkü bazen bir hayat, bir ses ya da bir nefes her şeyden daha değerlidir. Ve bazen karanlık bir gün, başkaları için ışık olma kararının alındığı ana dönüşür.
Artık bekleyen değil, koşan tarafta olmanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz.
Ömer Faruk Sevmez
Gürok Grup Arama Kurtarma Ekibi
Gönüllü Yardımcı Koordinatör























































