Bugünün Dünyasında Riskleri Okuyabilmek
Risk, iş dünyasının her döneminde var oldu. Ancak bugün onu farklı kılan şey, hayatımıza ne kadar sessiz ve hızlı bir şekilde sızdığı. Sabah okunan bir haber, iş yerinde gelen kısa bir e‑posta ya da planlanan bir işin beklenmedik şekilde aksaması… Artık riskler çoğu zaman büyük kriz anlarında değil, gündelik akışın içinde karşımıza çıkıyor.
Döviz kurlarındaki ani dalgalanmalar, giderek kırılganlaşan tedarik zincirleri ve baş döndürücü bir hızla yenilenen teknolojiler, şirketlerin karar alma süreçlerini her zamankinden daha karmaşık hale getiriyor. Bu noktada asıl zorluk, risklerin varlığından çok; bu risklerin ne kadar hızlı değiştiğini doğru okuyabilmekte yatıyor.
Değişen dünyada risklerin yeni yüzü
Kısa bir süre öncesine kadar yalnızca belirli sektörleri ilgilendirdiği düşünülen jeopolitik riskler, bugün neredeyse tüm şirketlerin gündeminde. Gazze ve Ukrayna’daki çatışmalar ile ABD’nin dalgalı gümrük politikaları, ekonomik belirsizlikleri artırırken tedarik zinciri yönetimini de kritik bir konu haline getiriyor. Bir ürünün zamanında tedarik edilememesi, maliyetlerin öngörülemez şekilde artması ya da alternatif tedarikçi arayışları artık istisna değil; iş yapış biçimlerinin doğal bir parçası.
Benzer şekilde siber güvenlik uzun süredir önemli bir risk alanı olsa da son dönemde dijital dönüşüm ve yapay zekâ başlıkları çok daha hızlı yükseliyor. Şirketler yeni teknolojileri kullanmak istiyor; ancak bu teknolojilerin iş süreçlerine etkisi, veri güvenliği ve kontrol boyutu çoğu zaman yeterince sorgulanmıyor. Günlük hayatta bir uygulamayı düşünmeden indirmek neyse, iş dünyasında da kontrolsüz dijitalleşme benzer riskleri beraberinde getiriyor.
Her bölge, her şirket aynı değil
Riskler küresel olsa da etkileri bölgeden bölgeye, hatta şirketten şirkete değişiyor. Kuzey Amerika’da siyasi ve ticari gerilimler tedarik zincirlerini zorlarken, Orta Doğu’da jeopolitik gelişmeler lojistik ve taşımacılık süreçlerinde belirsizlik yaratıyor. Bazı bölgelerde ise insan kaynağı riski öne çıkıyor; nitelikli çalışan bulmak ve elde tutmak giderek zorlaşıyor. Yüksek çalışan devir oranları yalnızca operasyonel verimliliği değil, kurumsal hafızayı da zayıflatıyor.
Buna ek olarak regülasyonlar da şirketler için ayrı bir gündem maddesi. Sürdürülebilirlik, veri güvenliği ve yapay zekâya ilişkin düzenlemeler hızla artarken, bu kurallara uyum sağlamak başlı başına bir yönetim konusu haline geliyor. Özellikle birden fazla ülkede faaliyet gösteren şirketler için bu karmaşıklık daha da belirginleşiyor.
İklim ve dayanıklılık artık stratejik bir konu
İklim değişikliği ve aşırı hava olayları da artık uzak senaryolar değil. Yangınlar, seller ve kesintiler birçok kurum için operasyonel sürekliliği tehdit eden somut riskler haline gelmiş durumda. Bu tablo, şirketlerin yalnızca bugünü değil; dayanıklılığı, esnekliği ve uzun vadeli sürekliliği de planlamasını zorunlu kılıyor.
Sonuç: Farkındalık her zamankinden daha önemli
Bugünün iş dünyasında başarı, riskleri tamamen ortadan kaldırmaktan çok; onları doğru okuyabilmek ve hızla uyum sağlayabilmekle ilgili. Değişen risk ortamını anlayan, teknolojik gelişmeleri bilinçli yöneten ve geleceğe hazırlıklı olan kurumlar bu dönemde bir adım öne çıkıyor. Kısacası mesele artık sadece “Ne oldu?” sorusu değil; “Ne olabilir ve buna ne kadar hazırız?” sorusunu doğru zamanda sorabilmek.
Yasemin Kökez Kavraal
Gürok Grup İç Denetim Yöneticisi























































